Gezinimi atla

http://www.ugsanctuary.co.cc ye taşındım. Hepinizi bekliyorum…

Evet… 1 Temmuz’da gösterime girdiğini gayet iyi biliyorum. Ancak ne yapalım arkadaşım, anca şimdi fırsat bulabildik…

Ays Eyc çocuk filmi değildir, şunu önceden belirteyim. Özellikle üçüncü filmde küçük çocukların anlayamayacağı türde espriler var (Neden anlayamazlar mı? Sizi şu yazıya yönlendireyim.). Yani daha doğrusu cinsellikle ilgili her şeyin ayıp olduğunu bilerek yetiştirilenlerin anlayamayacağı espriler var.

Espri olarak bu filmde gülmediğim bir anı hatırlamıyorum. Filmde o kadar çok komik bölüm var ki neredeyse hepsini anlatmaya kalkarsam yazımı yasaklar WordPress. Filmle ilgili fazla spoiler vermek istemiyorum, bir şekilde izleyin derim. Özellikle araya Türkçe deyimler felan yerleştirmeleri süper olmuş, kaçırılmaması lazım.

Sinemaya gittim uzun zamandan sonra. Ya bir türlü istediğim gibi film gelmedi, ya da tembelliğimden o koca kıçımı kaldırıp gitmedim. Aslında artık buna kılıf da uydurabilirim… Şöyle ki; bugün sinemaya gittim dedim işte, biliyorsunuz. Yiyecek-içecek (özellikle mısır + kola) vazgeçilmezidir sinemada film izlemenin. Neyse işte, girişte almadık, 10 dakikalık molada bir şeyler alırız dedik. Gittik, baktık o da ne?! En ucuz mısır menüsü 6 Lira! Evet, biletler 6.5 Lira, ancak 50 kuruş az fiyata bir mısır + kola alabiliyorsunuz ancak. Resmen film ile eş değer tutuluyor yahu. Etrafta emeğe saygı diye geziniyorsunuz, sizin yaptığınıza bak yahu. Daha büyük saygısızlık. Yıllık emeği gidip 5-10 dakikada patlatılan mısırla eş değer tutuyorsunuz. “Neyse,” dedim, “bari bir su alayım, bu olayın üstüne bir soğuk su içeyim.” dedim. Ama o da ne?! SU 1.5 LİRA! Doğada bulunan bir şeyi paketleyip, sinemada sattıkları için 1.5 Lira’ya satıyorlar! Ailece sinirlendik bu olaya, zaten bundan sonra da sinemaya giderken yiyeceğimi-içeceğimi kendim getireceğim. Olmaz olaydım yahu, tepem attı…

Bir sinema macerası da böyle sona erdi işte. Otobüste eve giderken uyuya kaldım ve kafamı iki defa demire geçirdim, orası ayrı bir şey. Kulağımda RATM varken uyumam cidden yorgun olduğumu belirtir beyler bayanlar…

Neyse ya, Harry Potter geliyor, Bonnie’yi göreceğim sonunda bir filmde ehere kikere =). Ailem ve RATM’dan sonra en çok sevdiğim şahıstır Bonnie Wright =). Şimdi diyorsunuz “Ulan anarşistsin, RATM dinliyorsun. Yakıştı mı dayı?”. Vallahi aşk işte, platonik de olsa güzel bir duygu ya =)

Bugün maillerime bakıyordum sıkıntıdan. Eski üye olduğum sitelerle alakalı mailler, açtığım sitelerle alakalı mailler…

Arada Oyungezer’li mailler gördüm. Göktuğ abiye attığım mailler, Mehmet abiye attığım mailler, Berkant abiye attığım mailler… Bi’ de üyelik onay mailini gördüm.

Giriş yapayım dedim siteye, denedim olmadı. Tam “La noliy?!” diyecekken hatırladım ki şifreme bir haltlar olmuştu. Düşündüm, düşündüm ve mail atayım dedim ancak hiç elemanları yormak istemedim. “Yeni bir üyelik açarsam bir şey denmez sanırım.” dedim. Denmez yahu, niye densin değil mi?

Açtım işte ben de… Trane oldu Mr. Brightside… Sevdiğim bir The Killers şarkısı bu arada Mr. Brightside. Neyse işte, eskilere yavaştan da olsa dönüş yapıyorum… Back to basics yani… Valla!

Bazılarınız beni manyak olarak görebilir, ancak RATM dinlemek, RATM fanı olmak, en azından RATM’ın ritmini duymak bile apayrı bir şeymiş gibi geliyor bana. Bana kesinlikle “RATM ile kafayı üşütmüş.” de diyebilirsiniz, ancak yine bir şey değişeceğini sanmam. Çünkü “RATM ile kafayı üşütmüş.” lafını ben övgü olarak kabul ederim. Başka şeylerle kafayı üşütmemden iyidir (Bkz: Uyuşturucular).

Ya yemin ederim ki hayatımda böyle bir şey dinlemedim yahu! Böyle bir vokal, böyle bir gitar, böyle bir bas, böyle bir bateri… Dinlemedim, duymadım, görmedim… Elbette RATM’ın cover grupları var da yani orjinali daha iyi her zamanki gibi.

Şimdi diyeceksiniz “Lan RATM ne ki? Metallica var, Slipknot var, Iron Maiden var…”. Tamam yok mu dedik? Ama bana hiçbiri RATM dinlerkenki verdiği o tadı verememiştir. Tamam, şimdi diyeceksiniz (özellikle beni şu 3-4 yıl içerisinde tanıyanlar) “Hani Metallica’cıydın sen?” diye. Evet, öyleydim zamanında. Şimdi de en nefret ettiğim gruplardan biri (Rob olmasa o grubu direkt silerdim de, neyse). Bir yerden bir RATM sesi gelince “Aha!” diyip, sesin olduğu yere dönüyorum. Metallica her yerde çaldığı için, o zamanlar herhalde boynum felan tutulurdu ani dönüşler yüzünden, neyse.

Ya da benim bu RATM sevgim az sevileni sevmemden de geliyor olabilir. Eminim ki (ki Dünya’da ailemin gerçek ailem olduğuna ve ismimin bu olduğuna (söylemem arkadaş!) sonra en emin olduğum şey bu) Türkiye’deki en büyük RATM fanı benimdir. Tamam, abartı oldu biraz. Ancak RATM hakkında neredeyse herşeyi bilirim.

Annem bana hep diyor: “Sen bir şeyi sevdin mi, gönül verdin mi tam yaparsın.” diye. İnanmayan kendilerine sorabilir. Neyse… Sanırım anneme bu konuda katılmadan edemiyorum. Evet, haklı. NBA hakkında da (her ne kadar şu sıralar pek takip etmesem de) bayağı bir bilgim vardır. Hatta gereksiz bilgilerim bile vardır. Mesela potayı kıran ilk NBA oyuncusu Chuck Connors gibi, onun potayı kırması da öyle smaçla değil ya, neyse =)

Konu dağıldı… RATM diyorduk… Hah, RATM artık bir tutku oldu benim için. Yani (sanırım) artık işin geri dönüşü yok. “Ya hacı ben RATM dinlemem.” dediğim zaman emin olun ki ya RATM elemanları RATM’a yakışmayacak bir işler çevirmiştir, ya da birileri gelip “RATM dinlemeyi bırakırsan ailen kurtulur.” felan demiştir. Yoksa sanırım hayatım boyunca dinlediğim gruplar arasında yerini alacak RATM. Hâla da sıkılmadım, öküz gibi dinliyorum. Zaten Last.FM profilime bakacak olursanız (bakınız: www.lastfm.com.tr/user/Tra

n3One) en çok dinlediğim grup RATM, sonra da Bob Marley =P

Saat 11.42 olmuş bu arada. GOOD MORNING EVERYONE!

Sınav günü yaklaştıkça girmesem mi diyip duruyorum… Ama kaçış yok işte. Parasını verdik, girelim bari xD

Bir yandan da sitem The Battle of Turkey için tasarımlar yapıyorum. İki tanesini yaptım. Birini beta diye koydum, diğeri de şu an kullanımda. Beta biraz daha iyi gibi sanki. (www.thebattleofturkey.com normal hali, www.thebattleofturkey.com/beta beta hali) Tasarım için sizlerin de yorumlarını bekliyorum.

Öff, sınava da çalışmam lazım ya. Aslında hiç girmek istemiyorum şu lanet sınava. Şu an rahatlıkla geçiyorum da, bir salak öğretmen yüzünden başımıza gelenlere bak ya… Tatilin ağzına etti.

Ben biraz daha ders çalışayım.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.